TÜRKİYE'DE İLK VE TEK TİYATROSU OLAN KÖY '' BADEMLER''
Türkiye’de bir ilk olan Bademler Köy Tiyatrosu, 76 yıldır perdelerini açıyor
Tarihçe
|
Bademler, İzmir'in batısında Güzelbahçe ve Seferihisar ilçeleri arasındaki boğazın tam ortasında yer alan Alevi Tahtacı köyüdür. Karayolunun batısındaki bir tepe üzerinde yer alan köy, İzmir'e 35, Seferihisar'a 10 ve Urla'ya 9 km. uzaklıktadır. Yaklaşık 1200 nüfusa sahip köyün yerleşim tarihçesi hakkında bir hikaye anlatılır;
1830 yıllarına kadar göçebe olarak yaşayan ve yaptıkları işten dolayı Tahtacı olarak nitelendirilen topluluklar, Padişah II. Mahmud tarafından yerleşik düzene geçmeye zorlanır. Kızıldağ ve çevresindeki köyler için tekne, tokaç, dibek ve benzeri eşya yapan ve tahta biçen aşiretler, zamanla en yakın köylere inerler. Böylece, Kızıldağ'ın kuzeyinde Narlıdere merkez (ocak) olmak üzere, kuzeybatısında Yaka, kuzeydoğusunda Uzundere, doğusunda Cumaovası ve batısında da Bademler köyünün ilk yerleşimi kurulmuş olur.
Bademler çevresine gelen ilk aileler, Ulamış köyüne yakın bir tepeye yerleşir. Ulamış'tan Mestan Ağa adında yaşlı biri, köyün şimdiki yerini işaret ederek, "badem ağaçlarının olduğu yerde hem su var hem de daha uygun" der. Başlangıçta 12 çadırdan oluşan yerleşime, zamanla başkalarının da katılmasıyla köyün temeli atılmış olur. Yakın çevrede bulunan bir kaç badem ağacı nedeniyle burası artık Bademler diye anılacaktır.
Son otuz yılda yurdun dört bir yanında olduğu gibi Bademler'de de günlük yaşama bir Almanya olgusu katılmıştır. Bir yanda, ekonomik durumu eskisine nazaran birkaç yüz kat birden iyileşmiş Alamancı yurttaş, öte yanda yıllardır kendi yağıyla kavrulmaya çalışan köydeki yakın akraba. Bu ikilemin çarpıcı örneklerine, yurdun her köşe bucağında olduğu gibi Bademler'de de rastlamaktayız.
Çiçek, Bademler'in günlük yaşamında önemli yer tutar. Avluların, balkonların baş konuğu çiçek olduğu gibi bugün (1995) nüfusun neredeyse yarıya yakını geçimini çiçekten sağlamaktadır.
Bademler'de, yıllardır İzmir Atatürk İl Halk Kütüphanesi'nin bir şubesi vardır. Köyde Sağlık Merkezi, Tarım Teknisyenliği gibi kuruluşların yanı sıra, Kültür ve Sanat Derneği, Avcılar ve Atıcılar Derneği, Gençlik ve Spor Kulübü de bulunmaktadır. Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayınları hakkındaki yasa çıkmadan önce köyde gençler tarafından İrimlik FM adıyla bir radyo da kurulmuştu. Manisa'nın Turgutlu ilçesi yakınlarında yatan Hamza Baba'dan, ya da Urla yolundaki Samut Baba'dan medet uman Bademler insanı için, yatırların başında kurban eti yiyerek hoşça vakit geçirmek vaz geçilmez bir görenektir.
Bademler'de geleneksel Türk kültürünün pek çok ögelerine yaygın biçimde rastlamak mümkündür. Kadınların geçmişte kullandığı giyim eşyasının, Türk ulusal giyim kuşam geleneğini tam olarak yansıttığı da görülür. Köyde coşkuyla kutlanan önemli günler vardır. Sultan Nevruz, Hıdırellez, Deniz bayramı ve Derme devşirme günü gibi. Nevruz'da ve Hıdırellez'de gençler geceleri geç vakitlere değin eğlenirler. Köy içinde ateş yakar, üstünden atlarlar. Kızlı erkekli gruplar halinde bahçelerden sahibinin bilgisi altında meyva çalarlar.
Deniz bayramı ise her yılın 19 Ağustos günü kutlanır. O sabah Bademler'in çoluğu, çocuğu, kızı, kızanı iki elleri kanda da olsa, atla, arabayla, traktörle hatta yaya olarak denize ulaşırlar. Bademler insanının deniz bayramı günü gittiği deniz kenarı Sığacık körfezinde Azmak dedikleri koydur. Burada, hamur açar, pişi yaparlar, tarhana dökerler, kurban keserler. Yer, içer eğlenirler. Gençler birbirlerini denize atarak oyun çıkarırlar, kayaların tepesinden denize atlarlar. Ayrıca son iki yıldır Azmak Şenlikleri adı altın spor karşılaşmaları yaparlar.
Bademler'de bir de derme devşirme geleneği vardır. Seyrek de olsa, kimi Perşembe sabahları, kadınlar çeşitli kılıklara bürünürler. Kimisi asker olur, kimisi sopasına dayana dayana gezen yaşlı bir dilenci olur, çoban olan çıkar, fal bakan niyet açan Çingene kılığına bile giren olur. Dümbelekle, defle köyde ortalığı velveleye vererek kapı kapı dolaşıp yemeklik malzeme toplarlar. Her kapıda değişik oyun çıkarır, şaklabanlık ederler. Böylece derilen ve devşirilen un, bulgur, börülce, ve yağ.. gibi malzemeler köyün içinde üç yol ağzında bir yere indirilir. Burada kazanlar dolusu yemek pişirilir. Çorba, pilav ve pişi. Gelene geçene bol bol sunulur. Derme devşirme çorbasından kim bir tas içerse, o kişinin yıl boyunca hastalanmayacağına inanılır.
Bademler'de bir de keçi gezdirme göreneği vardır. Özellikle düğün günlerinde, erkeklerden bir bölük oyuncu yanlarına bir eşek ve bir keçi alarak köy içinde gezintiye çıkarlar. Eşek de, keçi de abartılı biçimde süslenmiştir. Oyunculardan kimisi zenci kılığındadır, kimisi köçek olmuştur. Ağa ve dilenci olanlar vardır. Ayı postuna bürünen vardır. Köy içinde keçi gezdirme alayı ilgiyle izlenir. Bu sırada, keçiyi kapmaya yeltenen çıkarsa, oyuncular koca koca kargılarıyla bunu önleyeceklerdir. Yoksa, keçiyi kapabilene kurtarmalık verme zorunluğu doğar. Eğlence böyle şenlik ve şamata içinde sürüp gider.
Konuyu halkbilimci Sabiha Tansuğ'un sözleriyle bağlayalım:
"Bademler Ege uygarlıklarının izini süren köylerimizden biridir. Kadın erkek eşitliği, doğruluk, çalışkanlık, temizlik örnekleri görmek isterseniz bu köye uğrayın." |
Yorumlar
Yorum Gönder